Kromatografi; sabit faz, hareketli faz ve ayırma tekniklerine göre farklı şekillerde sınıflandırılır. 1- Adsorpsiyon Kromatografisi 2- Dağılma Kromatografisi 3- Boyut Eleme Kromatografisi 4- İyon Değişim Kromatografisi
Kromatografinin ilk çalışmaları 1860'larda bir karbon yatağından geçirilen parafinin 'ağartılması' deneyine dayanır. Ancak kromatografinin resmi ve akredite ilk keşfi, çeşitli adsorbanlar üzerinde yaprak pigmentlerinin seçici adsorpsiyonu üzerine ayrıntılı çalışması ile 1902'de Mikhail Tswett'e aittir. Kromatografi tekniği Rus botanikci Mikhail Tswett tarafından klorofil ve ksantofil gibi bitki pigmentlerini, cam bir kolona dondurulmuş kalsiyum karbonattan (CaCO3) dolgu maddesinden oluşmuş bir sütundan geçirerek ayırmasıyla kullanılmıştır. Bu bileşenler renkli bantlar halinde gözlemlenmesi nedeniyle Yunancada chroma=renk; grephein=yazmak anlamına gelen kelimeler birleştirilerek ‘Kromatografi’ terimi oluşturulmuştur.
Spektroskopistler için, Lambert-Beer(Bouguer) yasası hiç kuşkusuz spektroskopi'nin en önemli esaslarından biri olan absorbans ile ayrılmaz biçimde ilişkili olduğu için esas teşkil eden bir ilkedir. Lambert-Beer(Bouguer) yasası monokromatik ışığın madde tarafından absorbansını ölçer.
Spektroskopi kavramı geçmişte görünür bölge ışığının çeşitli dalga boylarına ayrılıp spektrumlarının elde edilmesi için kullanılırken günümüzde madde ile elektromagnetik ışığın etkileşimini inceleyen bilim dalı olarak tanımlanmaktadır. Spektrum kavramı bugün elektromanyetik ışıma ile madde arasındaki etkileşimlerle ilgilenmekten öteye giderek madde ve diğer enerji türleri arasındaki etkileşimleri de içerecek şekilde genişletilmiştir.
Hareketli fazın pompalar vasıtasıyla basınç oluşturarak kolona verildiği ve dedektör sisteminden geçirilerek nitel ve nicel analizlerin gerçekleştirildiği sistemlere Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) adı verilir.
Yaygın MS dedektörleri, elektron çoğaltıcı ve mikro kanallı plaka (MCP) ile birlikte ikincil elektron emisyon işlemi ile çalışırlar. LC kromatogramı ile birlikte, dedektöre ulaşan iyon miktarı bir sinyal yoğunluğuna dönüştürülür ve bilgisayara gönderilir. İyon yönlendirici, kütle analizörü ve dedektörün tümü MS'de bir vakum içinde yer alır. Vakumda tutularak üretilen iyonlar, minimum çarpışma ve kayıpla MS'ye aktarılabilir, analiz edilebilir ve tespit edilebilir.
Sıvı kromatografisi (LC), ilk olarak 1900'lerin başında Rus botanikçi Mikhail Semyonovich Tswett tarafından gösterilen bir ayırma tekniğidir. LC, bir numunenin bileşenlerini, sabit faz ve hareketli faz yardımıyla tutma gücündeki farklılıklara göre ayırır.
Sürdürülebilirlik günümüzün neredeyse en önemli konularından birisi ve laboratuvar yöneticileri için de oldukça önemli bir konu. Günümüzde birçok şirket karbon ayak izini azaltmak için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Genel yaklaşım üretim, atıklar, enerji ve su tüketimi üzerinde yoğunlaşmış gibi görünüyor. Oysa üretim yapan her firma en az bir ve bazen birden çok laboratuvara sahip. Laboratuvarlar aslında karbon ayak izinin arttırılmasında buz dağının görünmeyen kısmını oluşturuyor. Bu açıdan düşündüğümüzde laboratuvarlar şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine dahil edilmesi gereken kilit noktalardan birisidir.
HPLC, araştırma, endüstriyel ve ticari test laboratuvarlarında çok yönlü bir analiz tekniği olarak kendini kanıtlamıştır. Konuyla ilgili dergi ve yayınların kanıtladığı gibi, uygulama alanı her geçen gün artmaktadır. Bununla birlikte, sonuçlarda yüksek güvenilirlik, yalnızca düzenli kalibrasyon ve bakım programlarına bağlı kalmaya ek olarak yüksek saflık dereceli malzemeler kullanılması ile sağlanabilir.
Gaz kromatografisi (GC), gaz, sıvı ve katı numunelere (ısı ile buharlaştırılan bileşenler) uygulanabilen analitik bir tekniktir. GC sistemi kullanılarak bir bileşikler karışımı analiz edilirse, her bir bileşik ayrılabilir ve nicelenebilir.